African Swine Fever ve Domino Etkisi

14 Haziran 2021

Gündüz İlsever – Veteriner Hekim

African Swine Fever (ASF) virüsü ile bütün dünyadaki hayvansal protein kaynağı arz – talep dengesini ve yem sektörünü derinden etkileyecek bir değişikliğin ilk adımı atılmış oldu.

Afrika Domuz Vebası virüsü, belki 2018 Ağustos’unda Çin’in Liaoning eyaletinde ilk raporlandığında ve 38,000 domuz itlaf edildiğinde fazla dikkatimizi çekmedi. Ancak bütün dünyadaki hayvansal protein kaynağı arz – talep dengesini ve yem sektörünü derinden etkileyecek bir değişikliğin ilk adımı atılmış oldu. Elbette yolda koluna arkadaşı Covid-19’u da takınca, hammadde üretiminden, konteyner krizine kadar beklenmedik onlarca faktör de krize dahil oldu. 2021’in yarısını geçmek üzere olduğumuz bugünlerde, çoğumuz 2022’nin projeksiyonunu hazırlamaya gayret ediyoruz. Diğer taraftan, eskiden 3-5 yıllık olarak hazırlanan bu projeksiyonlar için, mevcut şartlarda 2023’ü görmek bile insanüstü bir öngörü yeteneği gerektiriyor.

Dilerseniz önce, kısaca da olsa bütün bu karmaşaya sebep olan virüsü ve sebep olduğu hastalığı tanıyalım; Asfarviridae ailesine ait, çift sarmallı bir DNA virüsü olan ASFV, pek çok virüs gibi, neredeyse hayranlık uyandırıcı bir şekilde hareket ediyor. Hücre içinde kendisini kopyalarken, enfekte hücrelerin yok edilmesini ve makrofajların hareketini engelleyen enzimler sentezleyerek, önlenemez şekilde çoğalmaya devam ediyor. Virüs, yüksek ateşten başka semptom göstermeyen konakçısını, 48 saat içinde öldürüyor. Gaytada ve vücut sıvılarında yaklaşık 11 gün, domuz ürünlerinde ise aylarca aktivitesini sürdürebiliyor. Çalışmalar devam etse de henüz virüse karşı geliştirilmiş etkin bir aşı bulunmuyor. Hastalığın insanlar üzerinde direk bir etkisi bulunmuyor.

“2021’in yarısını geçmek üzere olduğumuz bugünlerde, çoğumuz 2022’nin projeksiyonunu hazırlamaya gayret ediyoruz. Diğer taraftan, mevcut şartlarda 2023’ü görmek bile insanüstü bir öngörü yeteneği gerektiriyor.”

Etken 1900’lü yıllardan bu yana zaman zaman etkisini göstererek identifiye edilmiş olsa da 2018 yılında, başta Çin Halk Cumhuriyeti’nde olmak üzere, Asya’nın neredeyse tamamını etkisi altına alan salgın, tarihin en yıkıcı etkisine sahip salgınlardan biri oldu.   Sadece Çin Halk Cumhuriyeti’nde yaklaşık 8 milyon domuzun öldüğü ya da itlaf edildiği ifade ediliyor. Nisan 2019 itibarıyla salgın, Çin’in tamamı, Tayland, Vietnam, Kamboçya, Laos, Filipinler, Rusya ve Güney Kore’ye sıçramıştı.

Salgın neticesinde Çin’deki domuz popülasyonun yaklaşık %40 ’ı 2020 yılına kadar ya öldü ya da itlaf edildi. Bu durum, öncelikli olarak protein kaynağı olarak domuz etindeki arzın eksikliği anlamına geliyordu. İlk önce yerel üreticiler stoklardaki donuk eti piyasaya sürse de salgın yayılarak devam etti ve 2018 yılında yaklaşık 2 M ton olan domuz eti ithalatı, Rabobank tahminlerine göre 2020 yılında 4 M ton’a kadar çıktı. Başta İspanya, Almanya, Kanada, Brezilya, İngiltere ve her şeye rağmen A.B.D.  bu pazardan pay aldılar.

Çin Tarım Bakan Yardımcısı Yu Kangzhen, bu durumun “kabul edilemez” olduğunu vurgularken, “hayvansal protein ihtiyacını karşılamak için, başka ülkelere bağımlı olmak düşünülemez. Bu nedenle ihtiyacımızın %95’ini yerel üreticilerden karşılamak üzere yeni yatırımlar yapıyoruz.” Şeklinde programlarını açıkladı. 2020 Yılında, modern domuz çiftlilkleri için 5 Milyon Yuan, domuz sektörü paydaşlarına destek olarak 3,23 Milyar Yuan bütçe ayrıldı. Ancak bu önlemler talebi karşılayıncaya kadar, Avrupa’da beklenmedik şekilde mevcut domuz eti stokları, fırsat pazarı Çin’e kaymış oldu.

Avrupalıların %60’ının tavuk eti ve domuz etini eşdeğer gördükleri bulgusuna dayanarak, Avrupa’da azalan dahili domuz eti arzı sebebiyle yerel tavuk eti tüketiminde bir artış söz konusu oldu. Buna Covid-19 kaynaklı, telaşlı alışveriş davranışı da eklenince, Avrupa’da kanatlı eti tüketimi artış gösterdi.

Görünen o ki bu durum Covid-19, doğal koşullar, hasat ve hastalığın devamlılığına bağlı.

Çin’de de yeni yatırımlar ve biyogüvenlik uygulamaları kapsamında, yaralarını sarmakta olan domuz sektörü, rasyonlarda kullanılmakta olan “restoran atıklarını” tamamen çıkarak, mısır, sorgum ve soya fasülyesi bazlı yeni rasyonları tercih edecekler. Bu da Çin’de de bu hammaddelere talebin artacağına işaret ediyor.

Buna paralel olarak yem hammaddesine olan talep de artış göstermiş durumda. A.B.D. kendilerine uygulanan vergi indirimi ile birlikte, 2020 hasadında Çin’e mısır tedariğinin altından kalkmayı başardı. 2021 Yılında da mısır ve soya fasülyesi ekili alanlarını genişleterek potansiyel ihtiyacı karşılamaya hazırlanmış görünüyorlar.

Fakat Çin’e doğru akan hammadde trafiği, diğer alıcı ülkeler için bazı hammadde fiyatlarının artmasına da sebep olabilir. Görünen o ki bu durum Covid-19, doğal koşullar, hasat ve hastalığın devamlılığına bağlı.

Hayvansal protein ve yem dengesindeki bu global “hıçkırık” ile ilgili olarak yazılmış detaylı bir akademik raporda, konu şu şekilde özetleniyor;

“Global domuz eti üretiminin büyük kısmını karşılayan Asya’da meydana gelen kriz nedeniyle;

  1. Karşılanamayan talep, domuz eti ve ikâmesi olacak diğer et türlerinde %17 ile 85 arasında fiyat artışına sebep olacaktır.
  2. Özellikle Çin’deki arz eksikliği ithalat ile karşılanacak.
  3. Kırmızı et ve kanatlı eti fiyatları, Avrupa’dan Çin’e ihracata kaydırılan stok nedeniyle artış gösterecek.
  4. Çin’de domuz üretimi için ihtiyaç duyulan yem hammaddesi talebi, hayvan varlığının azalmasına bağlı olarak kısa vadede düşebilir, bu talep düşüklüğü fiyatları gevşetebilir,
  5. Orta vadede alternatif hayvansal protein kaynaklarından doğacak ilave talepler hammadde fiyatlarını dengeleyebilir,
  6. Ekili alan ve hasat verimi, pandemi koşullarıyla birlikte yem hammaddesi fiyatlarını değişken kılabilir,
  7. Çin hükümetinin alacağı önlemlerin kapsamı, yürürlüğe girmesi ve salgının devamlı olması durumu, Covid-19’un yol açtığı belirsizlikle beraber çalışmada öngörülemez sonuçlara yol açabilir.

Bu akademik rapordan da anlaşıldığı üzere, domuz vebası, global düzeyde hayvansal protein arzı ve üretimde kullanılan yem hammaddelerinin fiyatlanması direk olarak etkilemekte. Bu nedenle hastalığın gelişimini yakından takip etmek, bu tür gelişmeleri öngörebilmek açısından faydalı olacaktır.

Söz gelimi, Mayıs 2021’de 7 aydır hastalığın görülmediği Güney Kore’de, ASF geri döndü. 30.000 hayvan itlaf edildi ve karantina uygulamasına başlandı. Bazı haberler Nisan 2021’den beri Çin’de de ASF sebebiyle ani domuz ölümlerinin yeniden başladığını ifade ediyor. Tehdit hala oralarda bir yerde.

Hayvansal protein kaynakları ve onların beslenmesi için gereken her türlü hammaddeyi yetiştirebildiğimiz planlı bir ziraat ve hayvancılık politikası ile her türlü hastalıktan uzak, huzur içerisinde üretim yapabileceğimiz günler diliyorum.

Keyifli okumalar dileriz

Bağırsak Sağlığı ve Yemden Yararlanma konularının temeli olan ve besleme maliyetlerini yakından ilgilendiren Yem Hammaddeleri ve Yem Katkıları ile ilgili Pazar Analizleri’ni gözden geçirmek isterseniz,

Print Friendly, PDF & Email
Follow by Email
Facebook
Twitter
YouTube
LinkedIn
Instagram