Zoonoz hastalıklarla mücadelede aşılar neden önemlidir?

25 Ekim 2021

Uğraş Kaynarca – Veteriner Hekim


Pirbright Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Munir Iqbal ve Dr. Joshua Sealy, bulaşıcı hastalıklarla savaşta 600 yıllık gelişen teknolojiyi değerlendiriyor.


İnsan ve hayvanların bulaşıcı hastalıklara karşı kazanılmış bağışıklık edinme tarihi, on beşinci yüzyılda Çin’de yapılan variolasyon uygulamasıyla başlar. Pirbright Enstitüsü Kuş Gribi Virüsü Grubu üyeleri Prof. Dr. Munir Iqbal ve Dr. Joshua Sealy, bu variolasyon uygulamasının, bir hastadan bulaşıcı materyalin alınarak hafif ancak koruyucu bir enfeksiyon başlatmak için enfekte olmayan bir bireye aşılanma yolyla yapıldığını belirtiyor.

Edward Jenner dünyanın ilk aşısını geliştirdi.

Edward Jenner ilk aşılamayı yaptı.

Çin’de yapılan ilk variolasyon uygulamasından yaklaşık 200 yıl sonra, Edward Jenner, sığır çiçeği virüsü kullanarak hastaları çiçek hastalığına karşı bağışıklamayı sağlayan dünyanın ilk aşısını geliştirerek immünoloji alanında çığır açtı.

Louis Pasteur, günümüzde Dünya Zoonoz Günü olarak kutlanan 6 Temmuz 1885 yılında kuduza karşı ilk aşıyı başarıyla uyguladı. Takip eden on yıllar içinde difteri, tetanoz, şarbon, kolera, veba, tifo, tüberküloz, kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve çocuk felci aşıları bulundu. Bu patojenlerin birçoğu yıllardır insanları enfekte etmekte ve can kayıplarına neden olabilmekteydi. Günümüzde bu hastalık etkenleri, aşıların uygulanmadığı coğrafyalarda insanları enfekte etmeye devam ediyor.

21. yüzyılda, aşı araştırmaları başka bir büyük değişim geçiriyor.

2019 yılında, hayvanlardan kaynaklandığına inanılan ve insanlarda şiddetli akut solunum sendromu Coronavirus 2 (SARS-CoV-2, COVID-19 ‘a neden olan virüs) ortaya çıktı. Hastalık COVID-19 pandemisine dönüştü ve bu virüsü kontrol etmek için acil bir aşı geliştirme ihtiyacı ortaya çıktı.

Patojenlerin evrimi

Genel olarak insanlar, çiftlik hayvanları da dahil olmak üzere, yalnızca hayvan rezervuarlarında dolaşan birçok patojene karşı saf bir bağışıklık sistemine sahiptir.

Çoğu patojen, belirli hayvan türlerini enfekte etmek için evrimleşmiştir; bu, hayvan patojenlerinin insanlarda hastalığa neden olmasını engelleyen önemli bir bariyerin var olduğu anlamına gelir. Bununla birlikte, influenza virüsleri ve koronavirüsler dahil olmak üzere bu patojenlerin bir kısmı, özellikle insan popülasyonunda önceden bağışıklık olmadığı için, bu engelleri aşabilecek ve enfekte etmekte başarılı olabilecek şekilde gelişme kapasitesine sahiptir.

İnfluenza virüsleri ve koronavirüsler insan bağışıklık sistemlerini aşabilecek şekilde varyasyon gücüne sahiptir.

Bu olağanüstü gelişme yeteneği aynı zamanda bu patojenlerin aşıların üstesinden gelme potansiyeline sahip olduğu anlamına gelir. Zoonotik virüslerin bu potansiyellerinin üstesinden gelmek için aşı teknolojileri ilerlemelidir.

Aşı çeşitleri

İnsanlarda ve hayvanlarda dolaşan patojenlerle mücadele etmek için bir çok aşı teknolojisi kullanılmakta ve geliştirilmektedir. 

Bir aşının hastalığı ortadan kaldırmada veya azaltmada etkili olması gerekir, ancak patojenlerin çeşitliliği, aşıların bazen patojen çeşitliliğine eş değer düzeyde çeşitli alt suşları içermesi ve belirli zorluklara hitap etmesi gerekmektedir.

Geleneksel inaktive patojen aşılar

Patojeni ‘öldürerek’ üretilir, güvenli bir aşılama sağlar.

Subunit aşılar

Patojenin yalnızca bir alt parçasına karşı bir bağışıklık tepkisi oluşturmak için uygulanabilen hedef patojenin yalnızca bir parçasını içeren aşılardır .

Her iki teknoloji de koruyucu antikor tepkileri ortaya çıkarır ve çeşitli patojenlere karşı uzun bir süredir başarılı immunite sağlamışlardır. Bununla birlikte, antikor yanıtı, aşılardan kaçınmak için sürekli şekil değiştiren patojenin tüm varyasyonlarına karşı yeterli koruma sağlamaz.

Canlı atenüe aşılar

Tipik olarak, hastalığa neden olmalarını önlemek için modifiye edilmiş ancak yine de doğal olarak oluşan muadillerine benzer bir bağışıklık tepkisini tetikleyebilen enfeksiyöz patojenler kullanır. Bu aşılar etkili br immunite sağlar çünkü bir antikor tepkisinin yanı sıra, farklı hastalık suşlarında değişmeden kalan patojenlerin korunmuş kısımlarını da hedefleyen hücresel bir bağışıklık tepkisini de indükleyebilirler. Bu, canlı zayıflatılmış aşıların, patojenin aşı bağışıklığından kaçmasına izin verebilecek mutasyonlarına karşı korumada daha etkili olduğu ve birden fazla patojen suşuna karşı daha iyi koruma sağladıkları anlamına gelir.

Bununla birlikte, canlı atenüe aşıların önemli bir dezavantajı, patojenik potansiyelleri hakkında çok az bilginin olduğu hastalık etkenlerinde, atenüe olmayan bir duruma geri dönme riskini taşıyarak hastalık riskini beraberinde getirmeleri veya ciddi hastalığa veya ortaya çıkan mutant patojene neden olabilen patojenlere karşı kullanılamamalarıdır.

Yeni aşı teknolojileri

Viral vektör aşılar

Konakçı hayvanda hastalığa neden olmayan, bir bağışıklık tepkisini indükleyen hedef patojenin bir parçasını içeren ve bir virüsün ‘omurgasını’ oluşturan aşılardır. Lisanslı viral vektör aşıların çoğu hayvanlarda kullanılmaktadır. SARS-CoV-2 pandemisinden önce insanlar için yalnızca tek vektörlü aşı (Ebola virüsüne karşı) lisanslanmıştır.

Viral vektör aşılar, patojene özgü güçlü bir bağışıklık tepkisi oluştururler ve gelişen bu bağışıklık uzun ömürlüdür.

DNA/RNA aşıları

mRNA aşıları uygun maliyetlidir, güvenlidir ve hücre kültürü sistemlerinden değil, sentetik olarak kimyasallar kullanılarak üretilir.

Konakçı hücrelerin bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkarmak için işlediği bir patojen parçasını kodlayan genetik materyal içerir.

SARS-CoV-2 ‘ye karşı bir kaç mRNA aşısı kullanılmaktadır.

Bu nedenle, aşılarımızın hedefini ve istenen bağışıklık tepkisinin doğasını dikkatli bir şekilde seçme kapasitesine sahibiz. SARS-CoV-2 – ( Covid-19 ) pandemisi ile aşıların önemi bir kez daha vurgulandı ve gelecekte, büyüyen aşı silahımıza olan ihtiyaç, insanlığın yeni hastalıklara karşı korunma ihtiyaçları ile artacaktır.

Beslenme

Zoonoz hastalıkların insan popülasyonuna girmesi için izlenebilir bir yol geliştiriliyor.

İnsan nüfusu arttıkça beslenme ihtiyacı da artmaktadır. İnsan beslenmesinin önemli bir kaynağı hayvansal kaynaklıdır; dolayısıyla bu talep, çiftlik hayvanlarının popülasyonu artmasına neden olacaktır.

Çiftlik hayvanlarının artan nüfusunu barındırmak için vahşi yaşam alanlarına tecavüz edilmektedir. Bu durum, çiftlik hayvanları ile vahşi hayvanlar arasındaki etkileşimi kolaylaştırmaktadır. Sonuç olarak, zoonoz hastalıkların insan popülasyonuna girmesi için izlenebilir bir yol geliştiriliyor.

Ayrıca, insan beslenmesi ihtiyacı da vahşi hayvanların satın alınmasıyla karşılanmaktadır. Batı Afrika Ebola virüsü salgınının, vahşi hayvanların insan tüketimi için avlanması ile başladığına dair önemli kanıtlar bulunmaktadır. Benzer şekilde, SARS-CoV-2’nin vahşi hayvanlardan kaynaklandığına inanılmaktadır.

Zoonoz hastalıkların oldukça geniş kapsamlı etkileri vardır. İnsanlar ve hayvanlar doğrudan patojene bağlı hastalık ve ölümlere maruz kalır ve küresel ekonomiler önemli kayıplara uğrar.

Mevcut SARS-CoV-2 pandemisi bunun en açık örneğidir. Çiftliklerde ve yabani kuşlarda enfeksiyona neden olan ve kuş gribi gibi zoonoz enfeksiyon potansiyeli taşıyan virüsler, bir sonraki pandeminin yakınımızda olabileceğini sürekli olarak hatırlatmaktadır.

Kaynak: The Poultry Site

Keyifli okumalar dileriz

Salmonella ile ilgili diğer yazıları gözden geçirmek isterseniz,

Zoonoz türleri de bulunan Avian Influenza ile ilgili yazıları okumak isterseniz,

Aşılamayı etkileyen faktörler, barsak sağlığı yönetimi ve Antibiyotik direnci hakkında daha fazla yazıyı gözden geçirmek isterseniz,

Print Friendly, PDF & Email
close

Turkish Poultry Net

Haberler ve Aylık Dergi bildirimi almak için Abone olun

Haftalık güncellemeler - Turkish Poultry Aylık Dergi bildirimi almak için kaydolun.

Daha fazla bilgi için Gizlilik politikamızı okuyun.

Follow by Email
Facebook
Twitter
YouTube
LinkedIn
Instagram