Çevre Isısının Kanatlı Hayvanlar Üzerindeki Etkisi

Velican Çelik- Veteriner Hekim

Kanatlı hayvanlarının sağlığı öncelikle yetiştirme yönü ne olursa olsun kanatlı barınaklarında hayvanın istediği optimum koşulların sağlanması ve en önemlisi bu koşulların devamlılığına endekslidir. Sevk idare koşullarının bir veya bir kaçında aynı anda oluşan kısa süreli aksaklıklara dahi, kanatlı hayvanlar hastalanarak yanıt verirler. Her ne kadar kümeslerin çevre kontrollü -tam kapalı modele doğru- evrilmesi, kümes otomasyonunu arttırmış, -bu durum görünüşte yönetsel manada büyük kolaylıklar sağlamış gibi görünmekle birlikte-, paralelinde hayvanların istediği mikro iklim (kümes içi iklimlendirme) koşullarını sağlamada yönetsel becerileri bir hayli artmasını gerekli kılmıştır. İşletme sorumlusunun ya da bakıcısının kümes donanımlarını yönetme kabiliyetinin yetersiz olması durumunda, ciddi üretim kayıpları şekillenebilmektedir. Son derece yüksek otomasyona dayandırılmış bu üretim modelinde sürü üniformitesinin ve dolayısıyla hedef verim oranlarının maksimize edilmesi için kümes içi çevre koşullarının kendi içlerindeki armonilerinin iyi olması şarttır. Bu makale de  kümes içi mikroiklim koşulları içinde  kontrol ve yönetimi en kolay gibi görünen ama kanatlı sağlığı açısından ana enstrumanların başını çeken çevre ısısının kanatlı hayvanlar üzerindeki etkisini irdeleyeceğiz. 

Kanatlılar, tıpkı memeli hayvanlar gibi homeotermik hayvanlar olup, vücut sıcaklıklarını belli sınırlar içerisinde değişmez tutmaktadırlar. Tavukların vücut sıcaklıkları yaş, cinsiyet ve aktivitelerine bağlı olarak 41-42 oC arasında değişmekle beraber ortalama 41.5 oC dolayındadır¹. Homeotermik canlılar için fizyolojik aktivitelerini dengeli götürebildikleri uygun çevre sıcaklığı; termonötral sıcaklık aralığı olarak tarif edilir. Ergin bir tavuk için termonötral aralık ya da diğer bir deyişle fizyolojik aktivitelerini dengeli götürebildikleri uygun sıcaklık aralığı ise 15-25 oC arasındadır. Kanatlılar belirtilen bu ısı aralıklarında, sevk idarenin diğer enstrümanları da dengeli götürülmek kaydıyla, yetiştirme yönü ne olursa olsun ciddi verim sapması göstermezler.

Yetiştirme yönüne bakılmaksızın (broiler, ticari yumurtacı,damızlık)  tüm kanatlı hayvanlar yetiştirmenin ilk 3-4 haftasında çevreden gelen ısıya gereksinim gösterirler. Zira bu periyod, (0-4 hafta) kanatlı hayvanların barındığı ortamı ısıtacak kadar ısı yaymadığı, aksine çevre ısısına gereksinim duyduğu kritik bir yaşam dönemi olup; bu periyod da ısı gereksinimi karşılanmak zorunda olan en önemli kriter niteliğindedir. Bu nedenle yetiştirme yönüne bakılmaksızın civcivlerin yetiştirmenin birinci gününde ortalama 33-34 oC başlayarak; erişkin olarak tanımlanan ve çevreye ısı yaymaya başladığı ortalama 1 kg canlı ağırlığa ulaşıncaya dek, ortalama her üç günde 1 oC ısı düşüşü yapılarak termonötral aralığa getirilerek yetiştirilirler. Pek çok literatürde ve yetiştirme kataloglarında yetiştirmenin bu erken periyodu için tanımlanan kümes içi sıcaklık ayarları, küçük nüans farkları göstermekle birlikte aşağıdaki gibidir.

Tablo 1 – Kümes içi sıcaklık ve nem gereksinimi

Yukarda belirtilen kümes içi sıcaklıklara özellikle büyümenin erken periyodunda yüksek düzeyde riayet etmek gerekir. Zira büyümenin bu erken periyodunda civcivler ısı gereksinimlerinden dolayı kümes içi ısı dalgalanmalarından çok etkilenirler. Dengeli bir büyüme için kümes sıcaklığının öngörülen sıcaklıktan 2 oC ‘den fazla sapmalara müsade edilmemelidir. Civciv başlangıç ve büyütme dönemlerine optimal ısıdan sapmalar, performans üzerinde olumsuz yönde etkir. Başlangıç döneminde optimal ısının altındaki sıcaklıklar, civcivlerde kümelenmelere, mortalite kayıplarına, üniformite dalgalanmalarına ve hastalıklara yatkınlıkla sonlanacaktır. Yine optimal ısının altındaki koşullarda piliçler ısı dengesini sağlamak için daha fazla yem tüketeceklerinden yem dönüşüm oranı da yükselecektir. Keza büyümenin bu erken periyodunda kümes içi sıcaklığın yüksek tutulmasından dolayı kümes içi nem oranının % 40 altına düşmesi durumunda dehidrasyon probleminin yaşanabileceği unutulmamalıdır. Broiler de büyümenin erken periyodunda yaşanan dehidrasyon problemleri, ileri yaşlarda ascitese bağlı mortalite kayıplarını arttırmanın yanı sıra, sürü üniformitesinde ve final ağırlığında ciddi manada sapmalara yol açar.

Kanatlı hayvanlar ortalama 1 kilogram canlı ağırlığa ulaştıklarında ise; yine makro ve mikro iklim koşullarına bağlı olmak kaydıyla- sıcaklık üreterek etrafa yaymaya başladıklarından, termonötral aralığın (15-25 oC) üzerinde bir kümes içi sıcaklığa gereksinim göstermezler. Erişkin bir tavuğun vücut sıcaklığı çevre sıcaklığından daha yüksek olduğu için vücut sıcaklık ayarı genellikle vücuttan ısı atılması yoluyla olur. Bu ayarlama durumu hayvanın metabolik ısı üretimi kadar, çevre sıcaklığıyla da yakından ilişkili bir durumdur. Sıcaklığın kanatlılar için belirtilen termonötral aralığın altında olduğu durumlar, kapalı barınaklarda yetiştirilen tavuklar için sık yaşanır bir durum değildir, bu nedenle termonötral aralığın üzerindeki, çevre sıcaklığı kadar önem taşımaz.

Yüksek sıcaklık stresine maruz kalmış tavuklarda fizyolojik ve davranışsal bazı değişimler gözlenir. Öncelikle vücuttan ısı kaybını kolaylaştırmak amacıyla kanatların vücuttan uzaklaştırılması ve yarı oturur bir pozisyon almalarının¹ yanı sıra, evaporasyon yoluyla vücuttan ısı kaybını artırmak için solunum sayısını artırırlar. Keza sıcak stresi altındaki kanatlılarda bacak ve kanat gibi periferik doku ve organlarda kan dolaşımı hızlanmaktadır. Bu durum, muhtemelen atar ve toplardamarlar arasında karşılıklı ısı etkileşimini sağlayarak, keza ısıyı dolaşım yoluyla perifere, en uç noktalara taşıyarak ısıyı çevreye yaymaya çalışmalarından kaynaklanır.

Kanatlıların yüksek ısıya maruz kaldıkları süre uzadıkça, evaporasyon yoluyla vücut sıcaklığını ayarlamak amacıyla artan solunum sayısına bağlı olarak, kan karbondioksit miktarında önemli düşüşler ortaya çıkmakta, kan pH’ sını yükselterek solunum alkolozisinin şekillenmektedir. Hayvanlar soluk alıp verdikçe oransal olarak çok daha fazla CO2 kaybetmeye meyillidir. Bazen asit baz dengesindeki değişimler çok çabuk bir şekilde gelişmekte, orta ve aşırı alkolozis durumunda, kan pH’sı 7, 2’den 7, 5 ile 7, 7’ ye kadar çıkabilmektedir.

Strese neden olan tüm olgular gibi ısı stresi de metabolik faaliyetlerde ciddi değişikliklere yol açmaktadır. Stres olgusu, organizma tarafından sinirsel yolla algılandıktan sonra, organizma buna ilk yanıt olarak solunum sayısını, kas ve sinirsel hassasiyeti artırarak, keza kan basıncını ve kan şeker düzeyini yükselterek yanıt verir. Stres olgusunun devam etmesi durumunda ikinci aşamada hipotalamusun da uyarılmasıyla kortikotropin serbestleştirici hormon salımının artmasıyla kan kortikosteroid düzeyi artmakta bu da glikogenesisi uyararak karbonhidrat tabiatında olmayan diğer besinlerin (yağ, protein) glikoza yıkımını başlatmakta; sonuçta kanda protein tabiatında olmayan nitrojen bileşikler, üre, yağ asitleri, ve potasyum düzeyleri artarken, sodyum, klor, kalsiyum ve askorbik asit seviyelerinin düşmesine neden olmaktadır².

Araştırmacılar kanatlıların minimum vücut ısı üretim sıcaklığını 23 oC, termonötral aralığı ise 19-27 oC olarak tanımlamışlardır³. Araştırmacılara göre kanatlılar termonötral aralığın üst sınırı olan 27 oC ‘nin üzerindeki çevre sıcaklığında soğutma mekanizmalarını devreye sokmaktadır. Bu noktada gaganın açılarak nefes alıp verme hızının artması, tüylerin kabarıp, kanatların yanlara doğru düşmesi dikkat çeken başlıca stres işaretleridir. Soluk alıp verme artıkça yem tüketimine ayrılan zaman giderek daralır. Yani bir yandan yem alımı azalırken, diğer yandan yaşama payı enerji harcamaları dramatik olarak artış gösterir. Çevre sıcaklığı 33 oC ulaştığında verim için ayrılan enerji minimum noktaya ulaşır. Çevre ısısın 35 oC ve üzerinde seyretmesi durumunda ve ısı stresinin azaltılamadığı durumlarda ise, özellikle yerleşim sıklığı fazla olduğu durumlarda yüksek mortalite kayıpları gözlenir. Mortalite kayıplarının hangi aşamada ya da ısıda meydana geliyor olması; daha çok çevre ısısının dışındaki faktörlere de bağlıdır. Örneğin; atmosferdeki nem oranı, rüzgâr hızı veya tavuğun yüksek ısılara önceden alışık olup olmaması yâda popülâsyon yoğunluğuna bağlıdır.

Süreğen Isı stresine maruz kalmış kanatlı hayvanlar bu duruma yem tüketimini düşürerek ve su tüketimleri arttırarak yanıt veririler. Bu da başta canlı ağırlık olmak üzere tüm verim parametrelerinde sapmalara yol açar. Yüksek çevre sıcaklığında canlı ağırlığın düşmesi, büyük oranda yem tüketiminin düşmesiyle ilintili olmakla beraber, ısı stresinin kanatlı metabolizmasında yapmış olduğu fizyolojik ve metabolik değişimlerle de ilişkilidir. Araştırmalar süreğen ısı stresi canlı ağırlık kadar, yumurtlama periyodundaki hayvanlarda başta yumurta verimi olmak üzere, yumurta ağırlığı ve yumurta kabuk kalitesini olumsuz yönde etkilediği belirtilmektedir. Yumurta veriminde yaşanan bu olumsuzluklar, başta hayvanların yem tüketiminin azalmasının bir sonucu olarak temelde besin maddelerinin eksikliğiyle ilişkili olmakla beraber, ısı stresinin tavukta yapmış olduğu metabolik ve fizyolojik değişiklerle de ilişkilidir⁵ ⁶. Özellikle sıcaklık stresi nedeniyle kanın kalsiyum konsantrasyonunun düşmesi sonucu ve buna bağlı olarak kalsiyum taşıma kapasitesinin düşmesiyle ilintili olarak, yumurta kabuğu sentezinin bozulması kırık-çatlak yumurta oranında artışla kendini belli etmektedir. Yumurta tavuklarında ısı stresinin olumsuz sonuçları kümes içi sıcaklığın 27 oC yi bulmasından sonra başlamaktadır. 27 C den sonra artan her 1 oC’ lik ısı artışı yem tüketimini % 1. 5-2, yumurta ağırlığını ise 0. 2-0. 3 g azaltmaktadır.

Öte yandan, ısı stresi yumurtlama zamanı ve yumurta oluşum süresi üzerinde de etkilidir. Isı stresi altında yumurta kabuğu oluşumunun 1 saat uzadığı ve sıcaklık stresi altında tavuklardan elde edilen bozuk şekilli yumurtaların oluşumunda yumurtalıktan çok, yumurta yolunun, oviductun sıcaklık stresinden etkilenmesinden kaynaklandığı bildirilmektedir.

Sıcaklık stresi boyunca kanatlılar aşırı solumadan ve idrarın % 60’ın üzerinde artmasından dolayı aşırı su kaybederler. İdrarın artmasının sebebi su tüketiminin artmasıdır. Eğer böbrekler ve üriner sistemin zarar görmesi durumunda daha fazla su tüketimi olacak ve sonuç olarak daha fazla idrar yolu ile su kaybı olacaktır. Vücut hücreleri için gereken su, hücreler tarafından tutulamayacağı için dehidrasyon yaşanacaktır. Bunu önlemek için sıcaklık stresinde barsak bütünlüğü sağlanmalıdır.

Sıcaklık stresi altında, hayvanlarda enteritidis, solunum alkalozisi ve su tüketiminin artmasının yanı sıra karkastaki protein miktarı azalma ve yağ depolanması da artış gözlenmektedir. Bu değişikliklerin yanı sıra sıcaklık stresinde; özellikle tiroid hormonlarının üretiminde azalma ve kortikosteron miktarında artma olabilmektedir ki bunlar diğer stres koşullarında ortaya çıkabilmektedir. Yumurtacı sürülerde solunum alkolozisi sonucu, fazlaca karbondioksit kaybı oluştuğundan ve kalsiyum bağlayan karbonat iyonları azaldığından, yumurta kabuğu incelmektedir. Bu nedenle sıcaklık stresi süresince yumurtacı sürülerin yemlerine katılan tuzun % 30’unun sodyum bikarbonata dayandırılması oldukça yararlı olacaktır.

Son olarak sıcaklık stresi sadece çevre sıcaklığıyla alakalı değildir. Aynı zamanda havanın nemi ile de alakalıdır. Tavuklar vücut sıcaklığını sabit tutmak için nefes alıp vererek vücutlarında oluşan aşırı sıcağı vücut suyunu buharlaştırarak (evaporasyonla) atmaya çalıştıklarından, soludukları havanın nemi de yüksek olması durumunda aşırı sıcağı vücutlarında atmakta zorlanırlar. Bu noktada hava akımının artırılması hayvanların rahatlamasını sağlayacaktır. Ancak tavukları strese sokan ısının bir kısmının dışarıdan, bir kısmı da kanatlının kendisi tarafından üretildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle ısı stresiyle mücadele de her ne kadar çevre sıcaklığına yönelik tedbirler almanın yanı sıra beslenmeye yönelik tedbirlerinde alınması da büyük önem taşımaktadır. Kanatlının uzun süre ısı stresine maruz kalması durumunda yem alamaması ve özellikle vücut proteinlerini enerji ihtiyacı için yıkımlamaları durumunda daha fazla ısı yaymaya başlarlar. Temel besin maddeleri içerisinde proteinler ve bunların yapı taşları olan amino asitlerin enerji için metabolik faaliyetlerde yıkımlamaları esnasında daha fazla artık ısı oluşmaktadır. Metabolik parçalanması esnasında en az artık ısı çıkartan besin maddesi yağlardır. Yemde hedeflenen enerjinin bir kısmının yağa dayandırılması durumunda, hayvanların yem tüketiminin düşmesi durumunda bile, birim yem tüketimindeki enerji miktarı yüksek kalacağından, verim artışına devam edeceklerdir. Kaldı ki yağların metabolik olarak karbonhidrat ve proteinlere göre daha az ısı artışına sebep olmaları ya da diğer bir deyişle yağların vücutta metabolize olmaları esnasında açığa çıkan ısının daha düşük olması, sıcaklık stresi altındaki kanatlının vücut yüzeylerinden daha az ısı yaymasına ve strese karşı koymasını kolaylaştırır. Bu nedenle ısı stresi oluşturan koşullarda yumurta tavuğu ve broiler yem rasyonlarında enerjinin önemli bir kısmı yağlarla karşılanabilir. Bu amaçla yumurta tavuğu rasyonlarına 30-40 kg/ton, broiler yemlerine ise 40-70kg/ton düzeyinde yağ katılabilir. Bunun yanı sıra;

  • Kümes donanımlarının göz önünde bulundurularak, metre kare de yetiştirilen hayvan sayısının azaltılması sıcağa bağlı mortalite kayıplarını azaltacaktır.
  • Rasyonla ilgili yapılacak bir diğer manipülasyonda sindirilebilir ham protein oranın bir miktarı azaltılmasıdır; ancak bu yapılırken yeme sentetik olarak katılan metionin ve lizin miktarı sabit tutulmalıdır.
  • Kanatlılara mümkün olduğunca günün sıcak saatlerinde yemleme yapılmamalıdır. Yemleme mümkün olduğunca günün serin saatlerinde ve akşam saatlerine kaydırılmalıdır.  
  • İçme suyunun soğutulması, bu olanaksız ise hayvanlara dışarıdan içme suyu ile elektrolit dengeleyiciler, iz mineraller ve vitamin C takviyesi yapmak yararlı olacaktır.

Kaynaklar

  1. Meltzer, 1983
  2. Siegel, 1980
  3. Leeson ve Summers, 1997
  4. Dale ve Fuller, 1980
  5. Cowan ve Michie, 1980
  6. Marsden ve ark, 1987
  7. Belay and Teeter, 1993
  8. Geraert et al., 1996

Değerli yorum ve katkılarınızla sektörümüzde yer alan açık yazar ekibimize motivasyon sağlayacaksınız.

info@turkishpoultry.net

Bir cevap yazın

Theme: Overlay by Kaira Extra Text
Türkiye

Keyifli okumalar dileriz.

%d blogcu bunu beğendi: