Amonyak – Broyler Üretimindeki Olumsuz Etkileri

Amonyak ve Broiler Üretimi

Uğraş Kaynarca- Veteriner Hekim

Kanatlı kümeslerindeki amonyak gazı, kanatlıların sağlık durumunu ciddi şekilde etkiler. İyi altlık yönetimi ve havalandırma amonyak gazını en aza indirecek, verimliliği arttıracak, özellikle solunum yolu hastalık olasılıklarını azaltacak, hayvan refahını arttıracak ve kümes çalışanları için güvenli bir ortam sağlayacaktır.

Amonyak gazı tüm kümeslerin atmosferinde bulunmaktadır. Altlıkta bulunan Ürik Asidin altlık içinde bulunan bazı bakteriler tarafından kimyasal ayrışmasıyla açığa çıkar. Kümeslerdeki atmosferik amonyak konsantrasyonunu etkileyen ana faktörler, altlık koşulları ve havalandırmadır. Altlıkta bulunan nem miktarı, pH ve altlığın sıcaklığı ürik asidin bakteriler tarafından ayrışmasını etkiler. Kötü havalandırma, sulu dışkı, kontrolsüz dolulukta ve civcivin üretim gününe uygun olmayacak kadar daha aşağıda konumlandırılmış suluk ya da su hatları ıslak altlığın yaygın nedenleridir.

Amonyak Gazının Genel Etkileri

Amonyak gazı karakteristik keskin bir kokuya sahiptir. Yüksek konsantrasyonlarda Solunum Yolu’nun mukoza zarlarını ve Gözlerin konjonktiva ve kornealarını tahriş eder. Solunum Sistemi’nin mukoza zarının zarar görmesi, civcivlerin bakteriyel solunum yolu enfeksiyonuna, özellikle de E. Coli enfeksiyonuna duyarlılığını arttırır. Ayrıca yüksek amonyak seviyeleri Canlı Ağırlık Artışı üzerine, FcR (yem dönüşümü) oranlarına, kesimhanedeki ıskarta oranları üzerine ve özellikle de Bağışıklık Sistemi üzerine olumsuz etkilere sahiptir.

Deneysel olarak, amonyak Konsantrasyonları 50 ppm ve 75 ppm olan kümeslerdeki 7 Haftalık broyler civcivlerinin, 0 ppm amonyak konsantrasyonuna sahip aynı yaştaki Broiler civcivlerine göre sırasıyla Canlı Ağırlıklarında %17 ve %20 gerileme gözlemlenmiştir.

Birleşik Devletlerde Kümeslerdeki maksimum amonyak seviyeleri Ulusal Mesleki Güvenlik ve Sağlık Enstitüsü (NIOSH) tarafından 25 ppm ve Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresi (OSHA) tarafından 50 ppm olarak belirlenmiştir. Bu seviyeler İnsan Güvenliği’ne dayalı olarak belirlenmiştir ve 8 saatlik amonyak gazına maruz kalma sınırlarını ifade etmektedir. OSHA 50 ppm amonyak gazının hassas kişilerin gözünde, burun ve boğazında tahrişe neden olacak en düşük seviye olarak kabul etmektedir. İnsanlar genellikle 20 ile 30 ppm konsantrasyonlarda   amonyak gazı kokusunu alabilirler.

Solunum Sistemi Üzerine Etkileri

Amonyak gazının trakeanın mukozal yüzeyi üzerindeki etkisi, Siliaların felci, Siliar kayıplar, epitel nekrozuna kadar değişmektedir.

Mukoza epitelinin siliar kayıplarla birlikte artan sayıda goblet hücresi ile birlikte zayıflaması amonyak gazından etkilenen civcivlerin trakeasında görülen yaygın Hava Amonyak Toksisitesi lezyonlarıdır. Trakeadaki hasar tipi ve derecesi havadaki amonyak gazının konsantrasyonuna ve maruz kalma süresinin uzunluğuna bağlı olarak değişmektedir.

Silialar trakeada Mukosilier Sistemin bir parçasını oluşturur. Mukosiliyer Sistem ortamdan solunan partiküllerin tutulması ve temizlenmesinden sorumludur. Toz parçacıkları, yüzeylerine bağlı çok sayıda bakteri içermektedir. Civcivlerin oluşturduğu tozun özellikle E. Coli için önemli bir rezervuar olduğu kanıtlanmıştır. Havayla solunan parçacıklar, mukoza bezleri ve goblet hücreleri tarafından salgılanan mukus içine tutulur. Siliaların itici hareketleri, mukusu trakeanın üst kısmına farinks yönünde tutulmuş partiküller ile sürekli hareket ettirerek partiküllerin alt solunum yollarına, Akciğer ve Hava Keselerine ulaşmasını önler.

Partiküllerin civcivlerin solunum yolundan temizlenmesi, memelilerden yaklaşık 30 kat daha hızlı olarak gerçekleşir.

Silialar felç olduğunda veya kümes atmosferinde yüksek amonyak gazı seviyeleri oluşursa trakeanın mukozal yüzeyindeki mukus temizlenemez ve bu nedenle toz parçacıkları üzerinde sıkışan bakteriler Akciğerlere ve Hava Keselerine ulaşabilir ve enfeksiyona neden olabilir. Trakeal mukozanın devitalizasyonu, kısmen yüksek amonyak gazı seviyelerine maruz kalmış civcivlerde E. Coli’nin septisemileri ve bronşitis sıklığını açıklayabilir. Kümes atmosferindeki amonyak gazına uzun süre maruz kalan civcivlerde akciğerdeki atriyal boşlukları kaplayan epitel hücrelerinin çoğalmasını da hızlandırabilir. Proliferatif lezyon (hücre çoğalması ile oluşan lezyon), parabronşiyal duvarların kalınlaşmasına neden olur. Ciddi vakalarda atriyal boşlukların yok olması sebebi ile pulmoner gaz değişiminde azalma meydana gelir. Bu durum da kendini güç soluma şeklinde gösterir.

Göz Üzerine Etkileri

Kümes atmosferinde bulunan yüksek konsantrasyonlardaki amonyak gazı Konjonktivit’e neden olur gözlerdeki Kornea’ya zarar verir. Solunum Sistemi’nde olduğu gibi hasarın seviyesi ortamdaki amonyak gazı konsantrasyonuna ve bu amonyak gazına maruz kalma süresine bağlıdır.

Göz kapaklarının şişmesi ve kızarması, Konjonktivit ve Üçüncü Göz Kapağı’nın kızarması ve gözlerin kısmi ya da tamamen kapanması yaygın klinik belirtilerdir.

Ciddi vakalarda göz kapakları genellikle kapalıdır. Gözler, yüksek amonyak gazı seviyelerine uzun süre maruz kaldıktan sonra göz kapaklarının skarlanması ve geri çekilmesi nedeniyle badem şeklinde görülebilir.

Amonyak gazının neden olduğu konjonktivit, solunum viral enfeksiyonlarının varlığında Swollen Head Syndrome (SHS – Şiş Kafa Sendromu) riskini ve şiddetini de arttırır.

Konjonktialar hiperemik ve göz kapakları ödemlidir.

Kornea Üzerine Etkileri

Amonyak Yanığı terimi, amonyak gazı kaynaklı Kornea Erozyonu için kullanılır ancak bu ifade yanlıştır, çünkü amonyak gazı kornea epiteline doğrudan zarar vermez. Kornea epitelinin dayandığı bazal zarın hasar görmesi, aşırı amonyak gazına maruz kalmadan kaynaklanan karakteristik göz lezyonu olan epitel tabakasının ayrılmasından sorumludur. Lezyon korneanın merkezinde neredeyse dairesel, gri-beyaz, opak, pürüzlü görünümlü bir alandır. Düzensiz bir kenarla hafifçe bastırılmış erken lezyonları görmek için gözün eğik ışık kullanılarak yakından incelenmesi gerekebilir. Korneanın çevresi etkilenmez, çünkü muhtemelen göz kapağı ile kısmen örtülür ve merkezi korneadan daha az maruz kalır. Her iki göz de benzer şekilde etkilenir ve bu da amonyak gazının toksisitesini diğer göz hastalıklarından ayırt etmeye yardımcı olur. Bu civcivler kısmen veya tamamen kördür. Mineralleşmiş bazal membran bandı “kalsifik bant keratopati” olarak bilinir. Kanatlılarda amonyak gazı toksisitesinin özelliğidir. İnsanlarda ve diğer bazı hayvanlarda, kalsifik bant keratopati, üveitin bir komplikasyonu olarak ortaya çıkar (koroid, iris ve siliyer cisimden oluşan gözün orta tunikinin iltihabı).

Kornea genellikle sağlamdır ve delinmez. Kronik lezyonlarda, kornea stromasında aşınmış alanın altında ve çevresinde fibroplazi vardır ve kan damarları korneaya uzanır (normalde korneada kan damarı yoktur). Yenileyici epitel genellikle iyileşme sürecinin göstergesi olan fibroplastik alanı kapsar. Etkilenen gözlerde yaygın olarak görülen başka bir lezyon, lenfositler, plazma hücreleri ve İrisin İltihabı’dır. Siliyer cisimde hafif, karışık enflamatuar hücre infiltratı da bulunabilir. Bant keratopatisi ve kornea erozyonu, uveadaki bu inflamatuar değişikliklere sekonder olabilir.

Sonuç

Sonuç olarak kümes atmosferinde 20 ppm üzeri amonyak gazı bulunduğu durumlarda civcivlerin hareketleri yetersiz oksijen nedeni ile azalır, strese girer. Stresi E. Coli enfeksiyonları takip eder. Akciğer ve Hava Keseleri’nde artan bakteri yükü viral bir baskı ile ölümlere neden olabilir. Metrekarede hayvan sayısı 32 kg CA fazla olduğu durumlarda stres nedeni ile ani ölümler meydana gelebilir.

Güçlü bir İmmun Kontrol Programı, uygun havalandırma, doğru altlık yönetimi, Kolibasilloz Kontrolü ve sahadaki viral kompozisyonu homolog ya da heterolog varyasyonlarla kapsayacak İnfeksiyöz Bronşitis Yönetimi ile Performans Kayıplarının en aza indirilmesi sağlanabilir.  

Kaynaklar

  1. Dr. Tahseen Aziz, Poultry World, October, 2010

Değerli yorum ve katkılarınızla sektörümüzde yer alan açık yazar ekibimize motivasyon sağlayacaksınız.

info@turkishpoultry.net

Bir cevap yazın

Theme: Overlay by Kaira Extra Text
Türkiye

Keyifli okumalar dileriz.

%d blogcu bunu beğendi: